SARIOĞLU´NUN 19. TBB BAŞKANLAR TOPLANTISI KONUŞMASI

On Dokuzuncu

Baro Başkanlan Toplantısı

17-18 NİSAN

ANKARA

 

BIRINCI GÜN

Birinci Oturum

Oturum Başkanı

Av. Berra Besler

(Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı)

 

Av. Selahattin SARIOĞLu (Malatya Barosu Başkanı): Sayın Başkanvekilim, değerli önceki Türkiye Barolar Birliği Başkanım, Disiplin ve Yönetim Kurulu üyeleri ve çok saygı değer baro başkanlarım. Ankara Barosu'nun bu organizesine ben de gerçekten çok tepkiliyim. İyi niyetli bir çalışma olarak görmek istiyorum, ama bu kadar da zafiyet içeren iyi niyet olamaz diye düşünüyorum, yani kasta varan bir kusur mu diyeyim, artık neyse. Bu durumların, Türkiye'nin en önemli bağımsız hukuk kurumu olan Türkiye Barolar Birliği'ne zarar vereceğinden kuşkum yoktur. Bunun bir şekilde atlatılması, geçirilmesi gerekiyor. Buna nasıl ad konulabilir? Türkiye Barolar Birliği yara almadan kamuoyunun, baroların, avukatları n bu konuda tatmin olabilecekleri bir adlandırma nasıl yapılabilir? Gerçekten önemli bir konu. Sayın Bakan'la yapılmakta olan kahvaltı toplantısını düzenleyen arkadaşları n bugünü belirlemelerinde ne vardır, altında yatan nedir, Sayın Bakan'ı n başka hiç günü yok muydu? Eğer yoksa yapılmayabilirdi, bu kahvaltı şart değildi. Yoksa Türkiye Barolar Birliği'nin bugün yapılacak olan baro başkanları toplantısından da yararlanılmak mı istenildi? Yani Bakan'la yapılacak kahvaltı toplantısının katılımın fazla olmasını sağlamak için. Bugünlerde bir Anayasa değişikliği teklifi Türkiye'nin gündemini yoğun şekilde işgal ediyor ve zaten teklifin en can alıcı yandan hukuksal yönü. Yani yargıya yönelik bölümleri. Bunun geçirilmek istenildiği açı k bir gerçek. Bu sıkışıklık ortamında barolardan, baro başkanlarından bir destek görüntüsü mü edinilmeye çalışıldı . Bu konuda şahsen benim kuşkularım var. Bu toplantıyı düzenleyen arkadaşlarımızın bunu çok anlaşılır şekilde açıklayabilmeleri gerekir. Aksi takdirde,hukuk tarihinde bir yara alacaklardır onlar. Umarım açıklayabilirler. Birliğimizin de bunu bir şekilde geçiştirmesi gerekiyor.

Yani Türkiye Barolar Birliği'nin yara almadan nasıl üstesinden gelineceği konusunda bir çözüm üretmesi gerekiyor.

(...)

Av. Selahattin SARJOĞLU (Malatya Barosu Başkanı):

Sayın Başkanım ben İstanbul Baro Başkanımın önerisini destekliyorum. Yani eğer Gölbaşı toplantısına katılan arkadaşlarımız öğleden sonra buraya, Türkiye Barolar Birliği'ne geleceklerse, bu toplantı o saate ertelensin, amacına ulaşması bakımından toplu görüşme daha yararlı olacaktır.

Av. Berra BESLER: Tabii ki Sayın Başkanım, yalnız ben şu saatte geleceğiz veya gelmeyeceğiz diye herhangi bir duyum almış değilim. Ben ümit ediyorum ki, oradaki program bittikten sonra geleceklerdir. Eğer arkadaşlarımız uygun görürlerse, bir temas eden olursa, tabii ki, niye beklemeyelim. Malatya Baro Başkanı'nın vaktinden çaldım gibi geldi. Kendisinin beni bağışlaması dileğiyle hemen sözü kendisine vermek istiyorum.

Av. Selahattin SARİOĞLU (Malatya Barosu Başkanı ): Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım. Saygıdeğer Başkanvekilim, Yönetim Kurulu üyelerim ve Türkiye'nin çok değerli baro başkanları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.Konuşmama şu kısa cümleyle başlamak istiyorum: Sabahki toplantının ben üzüntüsünü yaşıyorum. Kesinlikle hangi siyasal partinin bakan ı olursa olsun, hangi siyasal iktidar olursa olsun, bizim Türkiye Barolar Birliği'ni her şeyin üzerinde tutmamız gerekiyor. Çünkü birlikten kuvvet doğar. Eğer biz örgütlülüğümüzü, bütünlüğümüzü dağıtırsak, yürütme organı karşısında, yargı çevresinde, kamuoyunda gizilgücümüzü zedelemiş oluruz. Zaten o takdirde de etkin olma, hak elde etme, yerinizi koruma ve geliştirme pozisyonumuzu zaafa uğratmış oluruz. Eğer Türkiye Barolar Birliği'nin katılımıyla, öyle bir anlaşma yapılarak gerçekleştirilmiş olsaydı, zaten ben öyle düşünerek, aldığım bilgiyle, yani kahvaltı ya katılıp, arkasından Türkiye Barolar Birliği'ndeki toplantı ya geçileceği, topluca gelineceği bilgisini alır almaz, ben Ankara Barosu'nu aradım ve katılacağımı bildirdim. Ancak daha sonra farklı bilgi geldi bana ve katılmadım. Değerli başkanları m, biraz önceki konuşmalarda ekrana yansıyan görüntüler vardı : Bu mahkeme yönetimine destek projesi çerçevesinde. 0 görüntüleri ürpererek izledim doğrusu. Sanki adliye salonlarından değil de, cezaevleri salonlarından görüntüler gösteriliyormuş ve anlatılıyormuş gibi bir görüntü vardı . Bu hakikaten beni çok üzdü. Bu konuda hepimizin birlik olmamız, sözde kalmayan, fiiliyata dönüşebilen, eyleme dönüşebilen tavırlar geliştirmemiz gerektiğine inanmaktayım. Tabii ki bu tavırların avukatlık mesleğine yakışır, kamuoyunu incitmeyen, kamuoyunun aldatılmasına zemin hazırlamayan eylemler olması gerektiğini düşünmekteyim. Diğer konuları tekrar etmeden, ben şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesi'nin avukatlık sınavını kaldıran yasa değişikliğini iptal etmesi üzerine bir boşluk olduğu söylenmekte ve hatta Türkiye Barolar Birliği'nden barolarımıza gönderilen yazı da, bu aşamada artık avukatlık sınavının yapılamayacağı, yeni bir düzenlemenin gerekli olduğu görüşü bildirilmişti. Ben kendi hukuk birikimimle, şunu açık ve net bir şekilde söyleyebilirim ki, herhangi bir boşluk mevcut değildir. Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilen yasanın sonrasında, eski yasa doğrudan doğruya yürürlüğe girmiştir. Yani bu konuda hiçbir boşluk söz konusu değildir. Eski yasa, yani iptal edilen yasa yürürlüktedir ve sınavın yapılması zorunludur, gereklidir. Şu durumda Avukatlık Kanunu'nda yeni bir düzenleme yapılarak, sınavın getirilmesini bekliyoruz, istiyoruz. Eğer öyleyse Anayasa Mahkemesi'nin iptal etmesine ne gerek vardı ? Yani bir yasa yapılacak ve sınav gelecekse eğer, Anayasa Mahkemesi'nin iptalini beklemeye, ya da Anayasa Mahkemesi'ne bu konuda başvuru yapmaya ne gerek vardı ? Bu sorunun yanıtı verildiği takdirde, sınavın otomatikman, yani önceki yasanın otomatikman yürürlüğe girdiğinin kabul edileceğini düşünüyorum ve buna yüzde 100 inanmaktayım. Bu konuda içtihatlar da vardır, hatta hocaların görüşleri de vardı r. Ben bir yazıda şunu okumuştum: Milliyet gazetesi yazarlarından Sayın Taha Akyol'un, tarih burada yok, ama fotokopisi var bende, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 250. maddesindeki o askeri mahkemelerin alanlarını n daraltılmasını sağlayan yasa değişikliğinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmesi, yani bir sözcüğün iptal edilmesi üzerine Taha Akyol yazdığı bir köşe yazısında, şu andaki Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayın Haşim Kılıç'ın bizzat sözlerine yer vermişti. O sözlerinde Sayın Başkan diyordu ki, CMK'nın 250. maddesiyle ilgili olarak söylüyordu ki, bizim konumuza da tıpatıp oturmaktadır. "Anayasa Mahkemesi Başkanı Sayı n Haşim Kılıç'a sordum, iptal kararıyla bir boşluk oluşmadı diyor. Yasa değişikliğinden önceki durum neyse, mahkemenı izin iptaliyle o durum geçerli oldu, yani yeni yasa eskisini yürürlükten kaldı rdı . Yeni yasayı da Anayasa Mahkemesi iptal etti. Öyleyse yasa boşluğu oluştu teorisi burada geçerli değil." diyor, yani bu bizzat Anayasa Mahkemesi Başkanlığının görüşü ki, yani yüzde 100 doğru, tartışılması gerekmeyen bir konu bence.

Av. Berra BESLER: Sayın Başkanım, bunu sizinle aşağı yukarı 1-2 aydan fazla, telefonla konuşmuştuk. Biz her ne kadar bu konuda biraz farklı düşünüp, hazırlıklarımızı yaptıysak da, siz bana kararları göndermeyi vaat etmiştiniz, ben hala o kararları bekliyorum. Şimdi de size bir hatırlatayım istedim ve gündemimizle ilgili, konularla alakalı görüşlerinizi eğer sunarsanız memnun olacağım. Bunu daha sonra sizinle birlikte oturur çalışırız, olur mu Başkanım?

Av. Selahattin SARJOĞLU: önceki yasada, Avukatlık Kanunu'na göre, avukatlığa giriş koşullan belirtilirken sınavı kazanmış olmak diyordu. 2006'da çıkarılan yasayla o koşul kaldırıldı ve böylece avukatlığa giriş için sınavı kazanmış olmak diye bir kavram kalmadı .

Salondan: Daha önceden bir düzenleme var mıydı sınavın yapılacağına dair?


Av. Selahattin SARIOĞLU:
Tabii, avukatlığa girişin sınavla olacağı kanunla belirtiliyor. 0 kanun iptal edilince, o sözcük yeniden hayat buldu. Böylece Say n Başkanım, bu konuda benim olanaklarım çok kısıtlı, yani hakikaten Anayasa hukukçularıyla bizatihi görüşmem, onların eserlerine ulaşabilmem Malatya'da çok zor.

Av. Berra BESLER: Tamam Başkanım, ben sizin o düşüncelerinizi bir başka toplantı da sizi Ankara'ya davet ederek veya dokümanları bulup, ben Malatya'ya gelerek sizinle çalışmayı vaat ediyorum. Gündemle ilgili lütfen söyleyin.

Av. Selahattin SARIOĞLU: Teşekkür ediyorum. Değerli arkadaşlar, adli yardım konusu gerçekten çığırından çıkmış durumda, onu belirtmek istiyorum. Bir zamanlar ben adli yardımdan sorumlu Yönetim Kurulu üyesiydim, o konuda çok titiz davranıyordum. Bu konu da Yeşil Kart uygulamasına dönsün istemiyordum, o nedenle eleştirildim bile. Gerçekten Yeşil Kartı da geçti, her önüne gelene adli yardım desteği veriliyor. Bunun çok daraltılması ve çok özel olarak kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Aynı şekilde Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan ücretsiz avukat verilmesi olayı da öyledir. Çankırı Barosu Başkanı'nın belirttiği gibi ve diğer arkadaşları mı z da bu konuyu dile getiriyorlar, sadece soruşturma aşamasında avukat desteği sağlanabilmeli, onun ötesinde çocuklara kovuşturma açılmasında destek sağlanabilir. Bunun dışında, avukatlık mesleğimize çok büyük zararı olan, ama kağıt üzerinde yargı bağımsızlığına, kişi hak ve özgürlüğüne katkı yaptığı söylenen CMK, hepimiz de biliyoruz ki amacına ulaşmıyor, hatta yer yer zararlı bir noktaya bile geliyor, çünkü bu  görevi alan arkadaşlarımız, ücretin de yetersizliğiyle olacak ki, görevlerini tam olarak yerine getiremiyorlar. Hatta ileride duruşma aşamasında, kovuşturma aşamasında, bu benim beyanları m değildi ya da işkence altında bu ifadeyi imzaladım, verdim şeklindeki savunmaları da artı k geçersiz oluyor. 0 bakımdan CMK'nın da artık çığırından çıktığını düşünmekteyim. Bu konuda da çalışmalar yapılmalı, son derece daraltılmalı ve avukatlı k mesleği yeniden hayat kazanmalıdır. Siyasal iktidarlara karşı da, avukatlar hakimler kadar, hakimlerden de çok bağımsızdırlar bence, o bakımdan avukatlar güçlerini bölünmeden, tabii ki Sayın Türkiye Barolar Birliği Başkanvekilimizin belirttiği gibi, her ortamda, her koşulda birtakım hakları n elde edilmesi için çaba harcanması takdirle karşılanacak bir durum, ama bunların sistematik olması gerekiyor, yani böyle bölünmüşlük izlenimi vermeden, altında sanki başka amaçlar varmış görüntüsü vermeden yapılması gerektiğine inanıyorum. Hepinize saygı lar sunuyorum.

Av. Berra BESLER: Çok teşekkür ediyoruz.

 tbbyayinlari.barobirlik.org.tr/TBBBooks/19bb.pdf