Sarıoğlu önermişti:Hakim-savcılar da e-kapıdan giriyor
                                                 HAKİM VE SAVCILAR DA KİMLİK KARTI OKUTARAK ADLİYEYE GİRİYOR
Malatya Barosu Önceki Başkanı Av. Selahattin Sarıoğlu, Malatya Adliyesinin ‘güvenliğiyle’ ilgili BUSABAH Gazetesine yapığı açıklamada,  “… Yargıçlar ve savcılar ise kendilerine ayrılan kapıdan bir kolluk gözetimi olmadan, duyarlı kapı olmadan giriyorlar. Bu durum adliye içinin güvenlik bakımından büyük risk oluşturmaktadır. Hakim ve savcıların giriş kapısına turnike kurulmalı.’ demişti.
Bu haberin yayınlanmasından sonra, C. Başsavcılığınca hakim ve savcıların giriş kapısına da turnike yapıldı. Şimdi hakim ve savcılar da kimlik kartlarının okutulmasıyla açılan turnikeden Adliyeye giriyorlar.
Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının bu uygulaması kuşkusuz ki Adliyenin güvenliğiyle ilgili bir zafiyeti giderdi.
Av. Selahattin Sarıoğlu’nun Malatya BUSABAH Gazetesi’nde yer alan Adliyesinin güvenliği konusundaki eleştiri ve önerileri şöyleydi:
Adliyenin çevresi korunaksız

Adliyenin içi kadar adliyenin çevresinin de korunması gerektiğini ifade eden Malatya Barosu eski başkanlarından Av. Selahattin Sarıoğlu da Malatya'nın bu tür cinayetlerle anılmasının çok kötü bir durum olduğunu söyledi. 
Sarıoğlu, adliye önünde yaşanan olaylara farklı bir yönden yaklaşarak, adliyede görevli polis memurlarının idari işler, kapıdan girişleri denetleme, koridorları kolaçan etme gibi “polislik sayılmayacak” işleri yaptıkları için asıl görevlerini yapmaktan soğuduğunu ifade etti. Bir silahlı olay olduğunda görevli polislerin gerekli refleksi gösteremediklerini belirten Sarıoğlu, “Bu işler de yapılmalı ama adliyenin içi gibi adliyenin dışı da mercek altında tutulmalı” diyerek güvenlik önlemlerinin artırılmasını istiyor. 

Deneyimli polisler görevlendirilmeli

Adliye dışında deneyimli polislerin görevlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Sarıoğlu, özellikle önemli ve öç alma gibi hasımların olabileceği davaların önceden tespit edilerek dava günü güvenlik önlemlerinin hat safhaya çıkarılması gerektiğini söyledi. Adliyenin çevresindeki hareketlenmeleri, yapılanmaları, pusuları ve silahlı dolaşmaların önceden saptanması gerektiğini belirten Sarıoğlu, “Adliyenin çevresi zaten başlı başına bir tehlike ortamı yaratıyor. Adliyenin etrafında bina yıkıntıları, park edilmiş traktörler, kamyonlar, her türlü saldırının yapılabileceği ve rahatlıkla kaçılabileceği bir çevre teşkil ediyor” şeklinde konuşarak adliye dışı tehlikelere dikkat çekti.
 
Adliyenin 4 girişi var


Malatya Adliyesi’ne 4 farklı girişin olduğunu hatırlatan Avukat Sarıoğlu, “Avukatlar baro kartlarını okutarak turnikeden adliyeye giriyorlar. Adliye çalışanları da yine kendilerine ayrılmış turnikeden kimlik kartlarını okutarak giriyorlar. Vatandaş duyarlı kapıdan kolluk gözetiminde, gerektiğinde aranarak içeriye alınıyorlar. Yargıçlar ve savcılar ise kendilerine ayrılan kapıdan bir kolluk gözetimi olmadan, duyarlı kapı olmadan giriyorlar. Bu durum adliye içinin güvenlik bakımından büyük risk oluşturmaktadır” ifadelerini kullandı.

Hakim ve savcıların giriş kapısına turnike kurulmalı

Malatya Adliyesi’nin ana giriş kapısında yaşanan tehlikeli durumu da gözler önüne seren Sarıoğlu, “Kapıda duran polislerin sırtları hakim ve savcıların giriş yaptıkları kapıya dönük ve o kapıdan her türlü kişinin girebilmesi olasılığı çok yüksek. Bu durum adliyede bulunan avukatın da, hakimlerin de, savcılarında güvenliğini tehdit eden bir durum” şeklinde konuştu. Bu gizli tehlikenin önüne geçilmesi için ise çözüm önerisi olarak hakim ve savcıların girdikleri kapıya da turnike sisteminin kurulması gerektiğini ifade eden Sarıoğlu, “Bunu, hem kendilerinin, hem avukatların hem de diğer kişilerin güvenliği için zorunlu bir önlem olarak düşünerek derhal uygulamaya geçilmelidir” dedi.

 “Güvenlik kamerası yok”


Adliye çevresinde herhangi bir güvenlik kamerasının olmadığına dikkat çeken Sarıoğlu, “Siyasi davalarda, adliye çevresinde sıkı güvenlik önlemleri alınıyor. Amaç devlet otoritesini, saygınlığını korumaktır. Aynı duyarlılık vatandaşa da gösterilmelidir. Devletinki can da vatandaşınki can değil mi? Eğer adliye çevresinde gerekli önlemler alınmış olsaydı geçen meydana gelen olayda iki vatandaşımız şimdi yaşıyor olabilecekti. Bu nedenle, Emniyet önemli davaların duruşma tarihlerini alıp, onlarla ilgili istihbarat çalışmaları yapabilir, duruşma sürecinde çevrede gerekli güvenlik önlemleri alabilir. Bu duyarlık diğer günlerde de sürdürülebilir. Ayrıca adliye çevresinde zaman zaman çevrede arama, kimlik denetimi gibi çalışmalar yapabilir. Emniyetin bu çalışmaları kötü niyetli insanları caydırır ve ayrıca adliye çevresini silahlı kişilerin rahatlıkla dolaşabilecekleri bir ortam olmaktan çıkartır” ifadelerini kullandı.

MOBESE kameraları yerleştirilmeli

Adliye çevresinde MOBESE kameralarının olmadığını belirten Sarıoğlu şunları söyledi. “Adliye çevresinde önemli ticari binalar olmadığı için onlara ait güvenlik kameraları yok. Bu kameraların olması adli vakaların aydınlatılması bakımından yararlı olduğu gibi olayların çıkmasında caydırıcı da olabiliyor. Bu bakımdan Emniyet Müdürlüğü trafik için de olsa MOBESE kameraları yerleştirmelidir. Adliye de yine daha geniş çevreye dönük güvenlik kameraları kurabilir” 

“Karşı tarafın avukatı düşman değil”

Avukat Sarıoğlu
, avukatların duruşmalarda yaşadığı bir başka sorunu da gündeme getirerek girdikleri davalarda karşı tarafın kendilerini düşman gibi gördüğünü belirterek, “Bir bayan avukatın adliyeye yürüyerek gelebilmesi başlı başına bir risktir. Erkek avukatlar için de aynı tehlike söz konusu. Çünkü her ne kadar avukat girdiği davanın tarafı olmazsa bile savunduğu kişiyle bütünleşmez. Karşı tarafla hasım olmaz ancak bazı cahil insanlar bunu böyle değerlendirmiyor. Avukatı düşmanı olarak görebiliyor. Bu nedenle adliyenin içinin de, adliyenin çevresinin de güvenliği daha kesin, daha garantili önlemlerle sağlanmalıdır. Bugün için bu görevin yerine getirildiğini söylemek olanaksızdır. Zaten meydana gelen olaylar, cinayetler bunu gösteriyor” diye konuştu.