Müsteşar İsmet Paşa Yürümüş Gitmiş Anadolu´ya
                                YÜRÜMÜŞ GİTMİŞ ANADOLU’YA…
                                                                                       Selahattin Sarıoğlu 29.12.10  Gerçek
Sınıfların harita sorumlusu vardı.
Okulların harita odası.
Hoca, ne kadar tembihlerse tembihlesin, müdür bayrak törenlerinde ne kadar nutuk çekerse çeksin yine de her daim dağınık olan, yere yatmışlarıyla, açılıp saçılmışlarıyla, ipi kopmuş, çıtası çıkmışlarıyla karmakarışık olan harita odaları vardı.
Telaşla alınıp, telaşla konulduğu için tertipli düzenli çocukların da özeni boşa gider, harita odaları hep dağınık, darmadağınık olurdu.
Haritalar da hep yırtık.
Bir kez, habersizden coğrafya dersimize  Amerika Adana Konsolosu girmişti de tahtada asılı Türkiye haritasının lime lime olmuşluğundan çok utanmıştım.
Bir arkadaş hocaya yarenlik yaptı:
-Hocam, Piri Reis’in haritası sanmıştır…
Ama olsun, bir Türkiyemiz olsun da… haritası yırtık olsun…
***
27 Aralık günü İnönü’de (İnönü Ünv.), İnönü’ün kızı Özden Toker konuşuyordu…
Konuşuyor muydu yoksa “ninni” mi söylüyordu!
Bu kadar sıcak ses, bu kadar sevecen yüz ancak annelerde olur.
Ve ninnilerde olur.
Annemin kardeşlerime, eşimin çocuklarıma okuyuşundan bilirim.
Öyle konuşuyordu Özden Toker Hanımefendi.
Ben, Çağdaş Türkiye tarihi okyanusunun dingin sularında, bir sandala uzanmış, sahneden gelen sesin dümenine bırakmıştım kendimi.
Huzurun beşiğindeydim.
***
Aileyi anlattı.
Aile üzerinden İsmet İnönü’yü anlattı.
Mevhibe İnönü’yü anlattı.
Namazlığını serip,  başın örtüp namaz kıldığını, tek makyajı olan sürme çektiğini, İkinci Dünya Savaşı günlerinde diğer kadınlarla hasta bakıcılığı kursuna katıldığını, milli mücadele yıllarında Reşit Efendi ve oğlu İzzet’le gizlice vapura binip Samsun’a, oradan da yaylıyla Malatya’ya geldiğini anlattı. Büyükbabaları Abdülfettah Efendi zamanında Bitlis’ten ayrılıp Malatya’ya yerleşmeleriyle kendilerinde Malatya’nın başladığını, Bitlis kökenli babasının aynı sokağın karşı evinde oturan Rumeli kökenli annesiyle görücü yöntemle evlendiklerini anlattı.
O, filmlerde, romanlarda anlatılan aileler gibi hiçbir zaman batı hayranlığı içine girmediklerini, Anadolu kültürüyle Batı kültürünü kaynaştırdıklarını anlattı.
****
Özden Toker dinletisi sürüyordu.
-Bir sabah kapımız çalınmış. Babam kapıyı açmış ki Atatürk'le kendisnin ortak arkadaşı bir subay. Babam o sıra İstanbul’da, Milli Savunma Bakanlığı müsteşarı. Atatürk Anadolu’da. Arkadaşı, Atatürk’ten haber getirmiş.
-İsmet hemen gelsin!
Tarih 9 Nisan 1920.
Babam, üstüne bir şeyler almış; yağmurluğunu giymiş, babasına vedalaşmaya gitmiş.
Bulamadan eve gelmiş, ağabeyim İzzet’i öpmüş, koklamış. Anneme sarılmış, kucaklaşmışlar. Yola koyulmuş. Annem arkasından bakmış bakmış. Babamın dönüp bir kez bakmasını beklemiş. Babam İsmet Paşa yürümüş gitmiş…   
                                    Selahattin Sarıoğlu Gerçek 29.12.10