BALYOZ DAVASI DEĞERLENDİRMESİ

ÇOK SAYGIDEĞER KAMUOYUNA

 

Balyoz Davası Kararına ilişkin kamuoyunda çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır.

Bu değerlendirmelerin hemen hepsinin haklı yanı vardır.

Önemli olan, “takım tutar gibi” yaklaşarak toplumdaki bölünmüşlüğe hizmet eder değerlendirmeler yapmak yerine, toplumu ortak buluşma noktalarına yönlendiren özgür değerlendirmeler yapmaktır. 

Bu bakımdan şunlar söylenebilir:

DARBELER YÖNÜNDEN

1.      Darbe, ne adına yapılırsa yapılsın veya planlanırsa planlansın kesinlikle hukuk dışıdır ve Ülkenin ve Milletin bağrında onulmaz yaralar açar.

2.      Yukarıdan aşağı kurulan ve zaman içinde yeterli endüstriyel alt yapısı oluşturulamayan demokrasimiz henüz kökleşemediği ve kültürünü oluşturamadığı için Ülkemizde geçmişten bu güne sayısız askeri darbeler ve müdahaleler yapılmıştır.

3.      Gerek, narin demokrasinin kimi sorunları çözmede irade gösterememesi, gerek TSK’ya genel ve Milli Mücadele tarihimiz içinde Milletçe yüklenilen değerle kendisini güçler içinde ayrıcalıklı hissetmesi ve hepsinden önemlisi de Türkiye’nin bu durumlarını bilen dış güçlerin TSK’yı kolaylıkla yönlendirebilmesinin darbelerin asıl nedenleri olduğu söylenebilir.

4.      Kamuoyunda,  iç odaklarla da işbirliği yapan DIŞ ODAKLARIN  “gerek görmeleri halinde” TSK eliyle hükümetleri sıkıştırdıkları veya darbe yaptıkları genel kanı gibidir.

5.      Kamuoyunda, “ABD ONAY VERMEDEN TÜRKİYE’DE DARBE OLMAZ” görüşü de artık geniş kesimlerce ve önemli Devlet görevlerinde bulunmuşlarca her yerde, her zaman ve yüksek sesle dile getirilmektedir.

 

DAVALAR BAKIMINDAN

1.      TCK’’nın, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” DARBE GİRİŞİMİ SUÇUNUN maddi ve manevi UNSURLARININ yeterince SOMUTLAŞTIRILMADIĞI, çerçevesinin kalın çizgilerle çizilemediği,

2.      Balyoz Davasının ve benzer diğer davaların, her türlü kuşkudan uzak, güvenilir, SOMUT DELİLLERE DAYANMADIĞI,

3.      Dava dosyalarının BİNLERCE KLASÖRDEN OLUŞTUĞU  ve bunların SAĞLIKLI BİR ŞEKİLDE İNCELENEBİLMESİNİN MÜMKÜN OLAMAYACAĞI,

4.      Davalara bakan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemelerinin bağımsızlıkları, tarafsızlıkları ve dolayısıyla KARARLARININ ADİL OLAMAYACAĞI,

5.      Siyasi İktidara oy vermiş geniş ılımlı kesimler dahil geniş çevrelerde“TÜRKİYE’NİN, BU DAVALARDAN BEKLEDİĞİ SONUCA ÇOKTAN ULAŞMIŞ OLDUĞU”,

6.      HAKİMLERİN, GEÇMİŞ DARBELERİN VE YARGILAMA SÜRECİNDE MEDYA ÜZERİNDEN YAPILAN SÖZDE HUKUKSAL TARTIŞMALARIN YOĞUN BOMBARDIMANI ALTINDA OLUŞMUŞ VİCDANİ KANAATLERİYLE  DAVAYA BAKTIKLARI ve adeta geçmiş darbecilerin suçlarını da bunlara yükleyerek cezalandırma yoluna gittikleri,

yaygın olarak düşünülmektedir ve bunun haklılık oranı çok yüksektir.

 

 

SONUÇ OLARAK

 

1.      Balyoz Davasında Sayın Mahkeme gerekli araştırmayı yaptıktan sonra sanıkların saiklerini “ABD VİZESİ! OLMADIĞI İÇİN” başarıya ulaşması olanaksız girişim, teknik adıyla “İŞLENEMEZ SUÇ” olarak niteleyebilirdi.

2.      BU karar üzerine, adı çok bilinen yazar ve hukukçuların dahi dillendirdiği “TÜRKİYE’DE DARBE OLMAZ.” Düşüncesi ve hele buna toplumun inandırılmaya çalışılması çok yanlıştır.

Çünkü, “CEZALANDIRMAYLA DARBE ÖNLENEMEZ.”  

3.      Balyoz Davası kararı “TÜRKİYE’DE DARBECİLER YARGI ÖNÜNE ÇIKARILIYOR, CEZALANDIRILIYOR.” sanısı uyandırmamalıdır.

Çünkü bu davaların “DÖNEMSEL ve KARMAŞIK ETKİNLERİN İRADESİYLE” gerçekleştirildiği, Türkiye’nin ilerleme sürecinin doğal sonucu olan davalar olmadığı görüşü tartışılmaya değer çok önemli bir görüştür.

4.      “KABAĞI BİRİLERİNİN BAŞINA PATLATMA” ve “KURUMLARI BİRBİRİNE KIRDIRMA” anlayışıyla Türkiye’de ne yargı güçlenebilir, ne darbeler önlenebilir ne de Türkiye demokratikleşebilir.

Darbeleri önlemenin yolu “TÜRKİYE ÜZERİNE OYNANAN OYUNLARI SEZEREK VE BUNLARA SEÇENEK PROJELERLE KARŞILIK VEREREK KÜRESELLEŞMEYE AÇIK MİLLİ EKONOMİNİN GELİŞTİRİLMESİDİR.”  

Yoksa kimse kimseyi kandırmaya çalışmamalıdır.

Çünkü toplumu buna inandırmak da en az darbeler kadar Türkiye’ye zarar vericidir.

5.      Mahkemenin verdiği karara sonuna kadar saygılı olmak gerektiği düşüncelerimle temyiz makamı olan Yargıtay’ın davaya daha büyük pencereden bakacağı önce tahliye sonra da beraat kararı verebileceği düşüncesinin çok uçuk bir düşünce olmayacağı görüşündeyim.

 

ŞU ÖNERİ TARTIŞILABİLİR

TCK’’nın, “Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar” başlığı altındaki 309-316. MADDELERİ YENİDEN DÜZENLENEREK MADDELER ŞABLON ŞEKLİNDEN-TOPTANCI HALİNDEN ÇIKARILMALI, fıkralar ve bentlerle eylemler nitel ve nicel olarak ayrıntılı olarak yazılmalı; “DIŞ BAĞLANTININ VARLIĞI” suçun en önemli "GERÇEKLEŞEBİLİRLİK NEDENİ" olarak sayılmalı, yeni düzenlemelere göre sanıkların durumları değerlendirilmelidir.

 

 

PAYLAŞMAYI ÖDEV BİLDİM.

EN DERİN SAYGILARIMLA SUNARIM. 24.09.12

 

                                                                                                    Av. Selahattin Sarıoğlu

                                                                                               Malatya Barosu Eski Başkanı